• TAMUTOM

COVID-19 SÜRECİNDE ULUSLARARASI TİCARET VE LOJİSTİK

2. ULUSLARARASI LOJİSTİK BOYUTU



2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkıp tüm dünyaya

yayılan korona virüs (COVID-19) çok kısa sürede 200’ün üzerinde ülkeye yayılmış

ve aşağı yukarı 30 milyon insana bulaşarak yaklaşık 1 milyonunun yaşamını kaybetmesine neden olmuştur (Worldometer, 2020: 1). Bu bağlamda, birçok ülkede ve Türkiye’de sokağa çıkma yasakları ve karantina uygulamaları yaşanmaya başlamıştır.

Bu kapsamda ülkemizde de yurtdışı uçuşlar ve şehirler arası otobüs seferleri

durdurulmuş, mesire alanları ve parklarda spor yapmak yasaklanmış, 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olanlara sokağa çıkma yasağı getirilmiş, kafeler, güzellik salonları ve kuaförler, pazaryerleri ve AVM’ler kapatılmış, okullar uzaktan eğitime geçirilirken, ibadet yerleri, tiyatro ve sinema salonları kapatılmıştır.


Tarihteki salgınlar tarım sektöründe dalgalanmalara yol açmış, olağanüstü kıtlık ve açlık problemleri ile karşılaşılmış, ekonomik, sosyal ve politik değişimlere

neden olmuştur (Erdoğan, 2020: 500). Hala etkileri artarak devam eden pandemi

sürecinde, dünya genelinde 51bin şirketin COVID-19’un çıkış noktası olan Wuhan

kentinde bir veya daha fazla tedarikçisi varken, yine dünya genelinde en az 5 milyon şirketin ise bu kentte bir veya daha fazla dolaylı tedarikçisi bulunmaktadır

(Ivanov, 2020: 1). Çin’de fabrikaların kapanmaya başlaması birçok ülkede üretimi

aksatmış ve fabrikaların kapanmasına, çalışanların işsiz kalmasına ve dolayısıyla global tedarik zincirinde aksamalara sebep olmuştur.


COVID-19’un tedarik zincirine etkisi geçmişte yaşanan tedarik zinciri zararlarından kapsam ve yayılım açısından ayrılmaktadır. Çünkü koronavirüs pandemisi sadece belirli bir bölge veya birkaç sektörde değil tüm 200 civarında ülkede ve hemen hemen her sektörde etkili olmuş (Senir ve Büyükkeklik, 2020: 633) ve olmaya da devam etmektedir. Akdeve ve Benli’ye göre (2020: 3), COVID-19 en çok imalat, seyahat ve ulaşım ve enerji sektörlerini vurmuştur. Birçok sektöre olumsuz etkileri olsa da başta maske, dezenfektan, eldiven gibi ürünlerin üretildiği medikal sektörü; restoranların kapatılmasıyla evde yemenin güvenilir ve zorunlu hale gelmesinden dolayı gıda sektörü ve süpermarketler bu süreçten kazançlı çıkan sektörler olmuştur.


COVID-19’un etkilediği sektörlerden birisi de lojistik sektörüdür. Lojistik deyince

ilk akla taşımacılık gelse de aslında lojistik müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesinden tatmin edilmesine kadarki süreci kapsamaktadır ve depolama, stok yönetimi, taşıma, elleçleme ve gümrükleme lojistiğe dahil olan süreçlerdir. LODER’e göre lojistik, “taşımacılık, depolama, paketleme ve katma değerli hizmetleri muayene, gözetim ve denetim, sipariş yönetimi, stok yönetimi, sigorta ve gümrük faaliyetlerinin bütünüdür” (LODER, 2020: 3). Taşıma, envanter yönetimi, depolama, elleçleme, sipariş yönetimi ve müşteri hizmetleri lojistikte ana faaliyetler olarak gösterilirken, depo yer seçimi, satın alma, sigortalama, gümrükleme ve dokümantasyon gibi faaliyetler lojistikte destek faaliyetleri olarak belirtilmektedir (Erkan, 2014: 46).


Lojistik sektörü 1980-1990 yılları arasında ülkemizde kara, hava, deniz ve demiryolu altyapısını geliştirmiş, 2000’li yıllarla birlikte palazlanarak dünyanın en önde gelen lojistik firmaları ile çalışmalar yapan, birçok ülkede ofisler açan ve gelişmeye devam eden bir sektör haline gelmiştir (Babacan, 2003: 10). Kara, hava,

demiryolu ve boru taşımacılığı yapılsa da uluslararası taşımacılık açısından denizyolunun payı en fazladır. Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili olup ihracat ve ithalatta kullanılan birçok limana sahiptir. Ülkemizde toplamda 172 adet liman ve iskele bulunmakla birlikte bunlardan 21’i kamuya; 23’ü belediyelere ve 128’i ise özel şirketlere aittir (Gülay Şahin ve Özkaya, 2020:117).


Tablo 1’de ülkemizin 2019 ve 2020 yıllarına ait taşıma şekillerine göre ihracat

rakamları yer almaktadır. Tabloya göre 2019 yılında yapılan 180,8 milyar ABD

Doları tutarındaki ihracatın %60’ından fazlasına tekabül eden 109,1 milyar ABD

Doları denizyolu yük taşımacılığı ile yapılırken; %30’u (54,4 milyar ABD Doları)

kara yolu ile %8’i (14,8 milyar ABD Doları) havayolu ile ve kalan %2’lik bölümü

ise demiryolu ve diğer taşımacılık türleri ile yapılmıştır.


Tablo 1: Taşıma Şekillerine Göre İhracat (2019-2020, ABD Doları)

Kaynak: TÜİK, 2020

COVID-19 dönemi açısından taşıma şekillerine göre ihracat tutarlarımızı değerlendirdiğimizde, 2020 yılının mart ayında düşüş başlamıştır. Şubat ayında 14,5 milyar dolar olan ihracat, Mart ayında 13,3 milyar dolara ve Nisan ayında 8,9 milyar dolara kadar düşmüştür. Bu düşüşün en önemli nedeni hedef pazarlardaki talebin COVID-19 nedeniyle azalmasıdır.

Nisan ayından sonra ihracat tutarlarında ve dolayısıyla uluslararası taşımacılık rakamlarında toparlanma görülmeye başlamıştır. 2020 yılının Mayıs ayında özellikle %100’ün üzerinde bir artışla havayolu ve ayrıca karayolu taşımacılığı başı çekmiştir. Nisan ayında 8.9 milyar dolara düşen ihracat, Mayısta 9,9 milyar dolara; Haziranda 13,4 milyar dolara ve temmuz ayında ise 15 milyar doların üzerine çıkmıştır.

Bu bağlamda, COVID-19 döneminin başında ihracat ve taşımacılık açısından daralma yaşansa da toparlanma sürecine girildiği gözlemlenmektedir. Yine de ülkemizin ihracat ve taşımacılık rakamlarının daha iyi olması gerekmektedir.


Türkiye’nin 2019 ve 2020 yıllarına ait taşıma şekillerine göre ithalat rakamları

Tablo 2’de gösterilmiştir. Tablo 2’ye göre 2019 yılında yapılan 210,3 milyar ABD

Doları tutarındaki ithalatın %53,6’sı yani 112,9 milyar ABD Doları denizyolu yük

taşımacılığı ile yapılırken; %17,6’sı (37,1 milyar ABD Doları) kara yolu ile yaklaşık

%14’ü (29,2 milyar ABD Doları) havayolu ile ve kalan %15’lik bölümü ise

demiryolu ve diğer taşımacılık türleri ile yapılmıştır.


Tablo 2: Taşıma Şekillerine Göre İthalat (2019-2020, ABD Doları)

Kaynak: TÜİK, 2020



COVID-19 dönemi açısından taşıma şekillerine göre ithalat tutarlarımızı değerlendirdiğimizde, 2020 yılının Nisan ayında yaklaşık %30’luk bir düşüş yaşanmıştır. Mart ayında 18,8 milyar dolar olan ithalat, Nisan ayına gelindiğinde

COVID-19 sebebiyle 13,5 milyar dolara ve Mayıs ayında ise 13,3 milyar dolara

kadar düşmüştür. Haziran ayından sonra ithalat tutarlarında ve dolayısıyla uluslararası taşımacılık rakamlarında toparlanma görülmeye başlamıştır. 2020 yılı Haziran ayında oransal olarak en fazla artış demiryolu ve havayolu taşımacılığında görülmüştür. Bu bağlamda, COVID-19 döneminin başında ithalat ve taşımacılık açısından daralma yaşansa da Haziran ve Temmuz ayları itibariyle toparlanma sürecine girildiği tespit edilmiştir. Bu süreçte sanal fuarların, ülke bazında sanal genel ve sektörel ticaret heyetlerinin düzenlenerek teşvik edilmesinin ve uluslararası elektronik ticaret sitelerine destek verilmesinin, Kredi Garanti Fonundan yıllık %7.25 faizle kredi verilmesinin, 100 milyar TL tutarındaki Ekonomik İstikrar Kalkanı programının ve muhtasar, KDV ve SGK primlerinin ertelenmesinin etkisi büyüktür.


Bu toparlanma sürecine girilmesinde hükümet ile dış ticaret ve lojistik firma

temsilcilerinin birtakım önlemler almasının etkisi büyüktür. Tüm çalışanlara maske veya siperlik ve hatta sahada çalışanlara maske ve siperliğe ilaveten eldiven takma zorunluluğu getirilmesi COVID-19 kapsamında alınan en önemli önlemler arasında yer almaktadır. İşten çıkarma yasakları ve kısa çalışma ödeneği gibi önlemler sayesinde işsizliğin artmasının önüne geçilmiş ve firmalara can suyu sağlanmıştır. Dış ticaret ve lojistik firmalarında esnek çalışma sistemine geçilmesi ofis çalışanlarının evlerinden iş yapması ve COVID-19’a yakalanmaması açısından olumlu olurken, sahada çalışanların azalması sonucu gümrüklerde ve limanlarda iş aksamaları yaşanmasına neden olmuştur. Ayrıca, Türk Eximbank tarafından yatırım harcamalarında ve işletme sermayelerinde kullanılmak üzere ihracat yapan firmalara yönelik 10 yıla kadar vade ile kredi olanağı sunulmuştur.


SONUÇ


COVID-19 süreci ile ülkelerin yaşadığı sıkıntılar, dış ticaret politikalarında

belli başlı değişiklikler yapmalarına neden olmuştur. Bu değişikliklerin ülkelerin

durumları ve yapılarına göre kalıcı olması beklenmektedir. Zira ülkeler dışa bağımlılıklarını azaltmak ve dünya ticaretinde ağırlığını arttırmak adına farklı politikalar izleyeceklerdir (Gruszczynski, 2020: 342). Bunun yanında, özellikle gıda tedarikinde yaşanan sıkıntılar bazı ülkeleri uluslararası iş birlikleri konusunda daha istekli hale getirebilecektir (Kerr, 2020: 228).


Bunun yanında, salgınların başlangıçları küçük olmakla birlikte, hızlı bir ölçekle

ve birçok coğrafi bölgeye yayıldıkları göz önüne alındığında (bu süreçte birinci elden şahit olduğumuz üzere); birçok bilinmeyen ortaya koyması sebebiyle

salgınların etkisini ve alınacak önlemleri tam olarak belirlemek oldukça zordur

(Ivanov, 2020: 9). Ancak salgının etkisinin uluslararası iş birlikleri ve ticareti canlı

tutarak daha hızlı bir şekilde atlatılacağı belirtilmektedir (Dell’Ariccia vd, 2020: 3).

Ek olarak, salgın sona erdiğinde tüm paydaş/kesimlerin eski işleyişlerine dönmesi

doğru olmayacak; yeni ekonomik kalkınma ve yönetişim modelleri ortaya koyarak bunların toplumsal bazda kabul görmesi için gerekli aksiyonların gerekli olacaktır (Sarkis vd, 2020: 2).


COVID-19 sürecinde ve sonrasında uluslararası lojistik sektöründe temas olmadan taşıma, az maliyetli depolama ve dijital uygulamalar daha önemli konuma gelecektir. Pandemi uluslararası lojistiğin çok önemli olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Gıda, sağlık, temizlik ürünleri ve genel olarak medikal malzemelerin tedarik

edilmesi, üretimi, taşınması, depolanması ve tüketicilere ulaştırılmasının önemi

ortaya çıkmıştır (Senir ve Büyükkeklik, 2020: 641-642). Bu kapsamda kolonya

yapımında kullanılan alkol üzerindeki gümrük vergileri sıfırlanmış ve maske ihracatı önündeki engeller kaldırılmıştır. Bu sayede solunum cihazları, maske, siperlik, önlük, dezenfektan ve diğer medikal ürünlerin ihracatında rekorlar kırılmıştır.


Bu çalışmada COVID-19 salgınının uluslararası ticaret ve lojistik üzerindeki

etkileri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’de uluslararası ticaret ve lojistikte yaşanan gelişmeler analiz edilmiştir. Buna göre Türkiye Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki jeostratejik konumunu iyi kullanmalı ve Orta Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlarken kazanç elde etmelidir. Uluslararası ticaret özelinde ihracata ve uluslararası taşımacılığa verilen devlet teşvikleri artırılmalı, kara, hava, demiryolu ve denizyolu kargo kapasitesi geliştirilmeli, uluslararası pazarlardan daha çok pay alınmalı, uluslararası ticaret ve lojistikte dijitalleşmeye önem verilmelidir.




İsmail METİN Enis Yakut

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Manisa Celal Bayar Üniversitesi

İşletme Fakültesi Dekan Yrd. İşletme Fakültesi Araştırma Görevlisi

55 views

Recent Posts

See All